Kategori arşivi: kişisel gelişim

‘’Kendini Yönetme’’ becerisini geliştirmenin yöntemleri!

‘’Kendini Yönetme’’ becerisini geliştirmenin yöntemleri!

Değişken (Volatile), belirsiz (Uncertain), karmaşık (Complex) ve muğlak (Ambiguous): VUCA olarak tanımlayabileceğimiz günümüz iş dünyasında başarının sırlarından biri; önce kendini yönetebilmek! Şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda özelleştirilebilin yetkinlik bazlı gelişim programları hazırlayan Talentouch Kurumsal Gelişim Projeleri Direktörü İrem Erol, iş hayatındaki profesyonellerin kendilerini yönetmek için izlemesi gereken 6 adımı sıraladı: Vizyon oluşturmak, SMARTER hedefler belirlemek, hedefleri belirleyici içsel kaynakları keşfetmek, hedeflere ulaşmaktan alıkoyacak içsel engelleri tanımlamak, motivasyon sürdürülebilirliğini sağlamak ve duygusal dayanıklılığı yükseltmek.

6 adımda kendini yönet!

1-Kendinize bir vizyon oluşturun

Anlamlı bir gelecek resmini öngörebilmek ve bunu bir hayat senaryosu haline getirebilmek, kişiye yön duygusu verir ve motive eder. Bu gelecek resmi; gelecekten ne bekliyorum, gelecekte nerede olmak istiyorum gibi sorulara cevap vermeli. Vizyonunuzu başkalarının istekleri, düşünceleri ya da eylemleri değil, sizin istekleriniz ve beklentileriniz şekillendirmeli. Akılda kalan, ilham veren, iddialı ve özgün bir vizyon sizi, aşılması imkansız gibi görünen zorluklar karşısında yılmadan ilerlemeye ve ulaşılmaz görünen idealleri gerçekleştirmeye teşvik eder.

2-Vizyonunuzu gerçekleştirecek SMARTER hedefler belirleyin

Planlama olmadan vizyonu gerçekleştirmek mümkün değil. Ancak doğru bir planlama ve anlamlı hedefler sizi vizyonunuza taşıyabilir. Hedeflerinizin, vizyonunuza hizmet etmesi önemli. Belirlediğiniz hedeflerin belirgin, ölçülebilir, eylem odaklı, gerçekçi, zaman sınırı olan, sizde coşku uyandıran ve kayıt altına alınan yani SMARTER hedefler olması gerekiyor. Hedefleri belirledikten sonra zaman planlaması yapmak, hedeflere ulaşıldığında elde edilecek faydaları belirlemek ve tüm hedeflerin vizyonunuzla örtüştüğünden emin olmak; arzu ettiğiniz gelecek resmine doğru ilerlerken yolunuzdan sapmamanızı sağlar.

3-Hedeflerinizi gerçekleştirmenize yardım edecek içsel kaynaklarınızı keşfedin

Sizi hedeflerinize ulaştıracak içsel kaynaklarınız güçlü yönleriniz ve sahip olduğunuz değerlerdir. Güçlü yönlerinizi belirlemek gerçek potansiyelinizi keşfetmenize yardımcı olur, kendinize olan inancınızı artırır ve bir işe yürekten adanmanızı ve potansiyelinizin bütününü işinize yansıtmanızı sağlar. Güçlü yönlere odaklanmak, kurumsal ve kişisel düzeyde potansiyeli performansa dönüştürmek için kritik bir öneme sahip. Başarı, güçlü yönleri keşfetmeye ve geliştirmeye bağlı. Hangi güçlü yönlerinizin gelişim alanlarını aşmanıza destek olacağını düşünmek ise sizi başarıya götürür. Diğer bir içsel kaynağınız ise sahip olduğunuz değerler. Değerler, ahlaki pusulanızı ve yönlendirici ilkelerinizi temsil eder. Bununla birlikte, otantik şekilde davranmanızı ve kim olduğunuzu tanımlamanızı sağlar. İşinizde ve yaşamınızda size rehberlik eden içsel kaynaklarınız, hedeflerinize ulaşırken yolunuzu aydınlatır.

4-Sizi hedeflerinize ulaşmaktan alıkoyacak içsel engellerinizi tanımlayın

 

Güçlü yanlarınıza odaklanmanın performansınızı pozitif etkilemesi gibi yetersiz olduğunuzu düşündüğünüz alanlara odaklanmanın da negatif bir etkisi vardır. Size yetersizliklerinizi hatırlatan ve değersizlik duygusu hissettiren negatif iç sesiniz, sizi hedefleriniz doğrultusunda ilerlemekten alıkoyar. Kişisel deneyimlerinize veya başkalarının deneyimlerine dayanarak oluşturduğunuz varsayımlar ve de sizi engelleyen, sınırlayan düşünce kalıpları da atmak istediğiniz adımlardan vazgeçmenize neden olabilir. İçsel engellerinizin farkında olmak, onların üzerinizdeki etkisini büyük ölçüde bertaraf eder ve hedefleriniz için daha güçlü bir şekilde yol almanızı sağlar.

5-Motivasyonunuzun sürdürülebilirliğini sağlayın

Başarı ve motivasyon ilişkisini iyi anlamak önemli. Motivasyon, varlığının kimi zaman farkında olduğunuz kimi zaman da farkında olmadığınız bir güçtür. Motivasyonunuzu sürdürülebilir kılmak için hedefinize yönelik bir çabada bulunmanıza ve bu çabayı devam ettirmenize etki eden unsurları belirlemek önemli. Motivasyonunuzun kaynağını bulmanız, onu olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilecek kurumsal ve bireysel faktörlerin farkında olmanız, zor durumlarda bile hedefleriniz doğrultusunda harekete geçmenizi ve kararlılıkla çaba göstermenizi sağlar.

6-Duygusal dayanıklılığınızı yükselterek stres düzeyinizi optimal seviyede tutun

Stres, stres verici koşulların özelliğine bağlı olmaktan çok, kişinin tehdit algısına bağlı olarak ortaya çıkar ve başarıyı, üretkenliği, iş performansını olumsuz şekilde etkiler. Her insan, kendini tehdit eden koşulları farklı şekilde algılar. Bu nedenle de bireylerin stres kaynakları farklılaşabilir. Sizi strese sokan durumları belirlemeniz, stresle başa çıkabilmek için yöntemler geliştirmeniz ve zor durumlarla mücadele edebilmek için dayanıklılığınızı arttırmanız hedeflerinize doğru ilerlerken yılmadan çaba göstermenize yardım eder. İş düzleminde dayanıklılık, işler planlandığı gibi gitmediğinde, başarısızlığı ya da zorlukları bir son olarak görmeme halidir. Dayanıklılığı yüksek olan kişiler, kendilerini hızla toparlar, geri kazandıkları enerjiyle öğrenme ve gelişim hızlarına ivme katarak güçlerini daha da etkin kullanırlar.

Neden erteliyoruz?

2006 yılında iki Harvard profesörü neden işleri daha sonraya bıraktığımıza ilişkin araştırma yapmaya başladı. Sonuçları iyi olsa bile yapmamız gereken işleri neden sonraya erteliyoruz?

Bu soruya cevap vermek için iki profesör – Todd Rogers ve Max Bazerman – bir çalışma yürüttüler. Katılımcılara maaşlarının %2’sinin tasarruf hesabına aktarıldığı bir tasarruf planına kayıt olmak isteyip istemeyecekleri sorulmuştur.

Hemen hemen her katılımcı para biriktirmenin iyi bir fikir olduğunu belirtmiştir ancak davranışları aksini söylemiştir:

Sorunun bir versiyonunda, katılımcılara tasarruf planına mümkün olan en kısa sürede katılıp katılmayacakları soruldu. Bu senaryoda, katılımcıların sadece %30’u plana katılmayı kabul etti.

Sorunun diğer versiyonunda, katılımcılara tasarruf planına uzak gelecekte ( bugünden itibaren bir yıl içinde ) katılıp katılmayacakları soruldu. Bu senaryoda, katılımcıların %77’si plana katılmayı kabul etti.

Zaman çizelgesi neden cevaplarını bu kadar değiştirmişti?

Görünen o ki, bu küçük deney neden davranışlarımızı ertelediğimize dair bize birçok şey söyleyecek.

Şimdiki size karşılık gelecekteki siz

Şimdiki kendimizi çok fazla önemseme ve gelecekteki kendimizi yeteri kadar önemsememe eğilimindeyizdir. Seçimlerimizin maliyeti görünür olana kadar şimdinin faydalarını dikkate alırız.

Örneğin:

Çikolata yemenin sonucu bellidir ( haz duygusu ) ve spor yapmaktan kaçmanın maliyeti aylar sonra anlaşılır.

Bugün para harcamanın sonucu bellidir ( yeni bir iPhone! ) ve emeklilik için yatırım yapmayı unutmanın maliyeti ancak yıllar sonra anlaşılır.

Engellenemeyen fosil yakıt kullanımın sonucu bellidir ( daha fazla enerji! daha fazla ısı! daha fazla elektrik ) ve iklim değişikliğinin maliyeti ancak yıllar sonra anlaşılır.

Ancak bu tür problemleri uzak gelecekte düşünürsek, seçimlerimiz değişir. Bir yılda aşırı kilolu olmak ve donutlar mı yemek isterseniz yoksa sağlıklı olmak ve düzenli aralıklarla spor mu yapmak istersiniz? Uzun vadede seçim yapmak kolaydır ancak bugün bir seçim yapmamız gerekirse uzun vadeli maliyetleri önemsemeyiz ve verimsiz davranışların faydalarına fazla değer veririz.

Davranışsal ekonomistler bu konsepti ” zaman uyumsuzluğu” olarak tanımlıyor çünkü geleceği düşündüğümüzde uzun vadeli faydalara neden olacak seçimler yapmak istiyoruz. Ancak bugünü düşündüğümüz zaman, kısa vadeli faydalara neden olacak seçimler yapmak istiyoruz.

Buna şimdiki size karşılık gelecekteki siz problemi diyebilirsiniz. Gelecekteki siz uzun vadede en büyük faydalara neden olacak şeyler yapması gerektiğini bilirken, şimdiki siz şu anda faydalara neden olacak şeylere fazla değer yükleme eğilimindedir.

Peki, bu konuda ne yapabiliriz?

Kararsızlık için cevap

Ertelemeleri hayatınızdan çıkarmak ve daha doğru uzun vadeli seçimler yapmak istiyorsanız, o zaman şu anki kendinizin gelecekteki kendiniz için en iyi şekilde hareket etmesi gerekir.

Üç temel seçeneğiniz var:

Uzun vadeli davranışların ödüllerini daha çabuk hale getirmek
Ertelemelerin maliyetlerini daha çabuk hale getirmek
Erteleme tetikleyicilerini ortamınızdan uzaklaştırmak
Hadi, hepsini gözden geçirelim:

1 – Uzun vadeli davranışların ödüllerini daha çabuk hale getirmek

Erteleme nedenimiz zihnimizin hızlı faydalar almak istemesidir. Uzun vadeli seçimlerin faydalarını çabuklaştırmanın bir yolunu bulursak ertelemeyi engellemek de kolaylaşır. Bunu yapmanın yollarından biri gelecekti sizin hoşuna gidecek faydaları hayal etmektir. Kilo verirseniz hayatınızın nasıl olacağını hayal edin. Şimdiden para biriktirmenin geleceğiniz için neden bu kadar önemli olduğunu düşünün. Geleceğin sonucunu şimdiymiş gibi düşünün.

2 – Ertelemelerin maliyetlerini daha çabuk hale getirmek

Size ertelemelerin maliyetlerini sonradansa daha çabuk ödemeye zorlayan bir sürü yol vardır. Örneğin, tek başınıza yapacağınız için sporu bir sonraki haftaya ertelemek hayatınızı çok fazla etkilemez. Sadece bir kez gitmediğiniz için sağlığınız kısa sürede bozulmaz. Haftalarca ve hatta aylarca tembel davranırsanız ertelemenin maliyeti acı verici olur. Ancak bir sonraki pazartesi sabah yedide arkadaşınızla birlikte spora gideceğinize dair kararlı olursanız sporu ertelemenin maliyeti çok daha çabuk olur.

Ertelemeyi daha maliyetli hale getirmenin bazı diğer yolları:

Davranışınız için zaman belirleyin ( her pazartesi yeni bir makale yayınlayacağım )
Davranışınız üzerine pahalı bir iddiaya girin ( kaçırdığım her antrenman için arkadaşıma 50 TL ödeyeceğim )
Davranışınız için fiziksel sonuçlar belirleyin ( musluğun altında bıraktığım her pis tabak için 25 şınav çekeceğim )

3 – Erteleme tetikleyicilerini ortamınızdan uzaklaştırmak

Davranışı değiştirmenin en güçlü yolu ortam değiştirmektir. Bunun doğruluğunu değerlendirmek için tahminlere dayanan sonuçlara gerek yok. Normal durumda, sebze yemek yerine kurabiye yemeyi tercih edebilirsiniz. Etrafınızda daha iyi seçenekler olursa doğru tercihi yapmak daha kolay hale gelir. Dikkatinizi dağıtan şeyleri ortamınızdan uzaklaştırın ve daha iyi seçeneklerin olduğu bir ortam yaratın.

Bir adım ileriye gitmek ister misiniz? Ortamınıza iyi davranışları harekete geçiren tetikleyiciler koyun.

İlerleme yolu

Her gün, yüzlerce minik kararla karşılarız. Kolay yolu seçmek ve anında memnun olmak veya şeytana uymamak ve uzun vadeli davranış sergilemek gibi bir hakkınız var.

Bu günlük seçimler gerçekliğimizi tanımlar. Engellediğimiz dikkat dağıtıcılar başarı için kapasitemizi belirler.

özgüven kazanma taktikleri

Özgüveni yüksek insanlar girdikleri her ortamda fark edilirler. Bakışları, duruşları, beden dilleri hayata karşı güçlü duruşlarını yansıtır.Ve bu ayrıcalıklarıyla karşılaştıkları her olumsuzluğun üstesinden daha kolay gelirler.
Seninle dergisininde yer alan stratejilerle siz de özgüveninizi geliştirebilirsiniz.Güzel bir uykudan sonra, sabah kalkıp ilk iş olarak banyoya yöneldiniz. Aynanın karşısında “Ne kadar kötü görünüyorum” diye düşünüp, daha günün ilk saatlerinde moralinizi sıfıra indirdiniz. Ayrıca içinizdeki ses, sürekli başarısız olduğunuzu, kötü göründüğünüzü söyleyip duruyor. Oysa kimse size bu konularda en küçük bir eleştiri dahi yapmadı. Ama nedense bir türlü kendinize güven duyamıyorsunuz. Çocukluktan itibaren baş göstermeye başlayan bu özgüven eksikliği ileride başarısızlıklara neden oluyor. Oysa özgüven duygusu doğuştan kazanılan bir şey değil, özgüven öğrenilir! Size beş adımda özgüven kazanma taktiklerini gösterelim…

1- İçimizdeki dırdırcı: Herhalde yine bir şeyleri yanlış yaptım

Hayatta her şey her zaman istediğimiz gibi olmuyor. Bazen inişler ve çıkışlar yaşamak doğal. Ama nedense, iniş durumlarında hep kendimizi suçlu hissederiz. Bu konuda yalnız değiliz! Çünkü özgüven eksikliği yaşayan kişiler, yaşanan sorunlar karşısında sürekli olarak kendilerini suçlu görürler.

Özgüveninizi kazanın: Her şeyden sorumlu değilim ben

Kötü giden her şeyin sorumlusunun siz olmadığınızı aklınıza iyice yerleştirmeniz gerekiyor. Peşin fikirli olmayın! Bir olumsuzluk karşısında, hemen tüm sorumluluğu omuzlarınıza yükleyeceğinize, öncelikle şöyle bir düşünün: “Bu durum karşısında benim rolüm ne?”

2- İçimizdeki dırdırcı: Yine bir sürü şeyi kaçırıyorsun

Sürekli bir şeyleri kaçıracağımızı zannedip, kafamızı olumsuz düşüncelerle meşgul ederiz. Tabii bu durum, hayatımızın tamamen stres içinde geçmesine neden olur.

Özgüveninizi kazanın: Sadece ilgimi çeken şeyleri yapacağım

İnsanların söylediklerini “harfiyen” yerine getirmek zorunda değilsiniz. Hayat sizin! Bu hayata istediğiniz gibi yön vermek için de vaktiniz var. Hiçbir şey için aceleci davranmayın. Kararlarınızı sakin düşünerek alın.

3- İçimizdeki dırdırcı: Başkaları her konuda benden daha iyi

Başarmak, ne kadar da güzel bir duygudur. İnsanın kendisini mutlu hissetmesini sağlar. Fakat özgüveni eksik kişiler, başardıklarıyla mutlu olmayı başaramazlar! Örneğin; arkadaşınız terfi ettiğinizi duyuyor ve sizi tebrik ediyor. Siz ise şöyle diyorsunuz, “O kadar da önemli bir olay değil. Herkes terfi edebilir.”

Özgüveninizi kazanın: Ben iyiyim

İnsana özgüven kazandıran davranışlardan belki de en önemlisi, sabah kalkıp aynanın önüne geçtiğimizde kendimizden memnun olmamızdır. Ayrıca başkalarından aldığınız övgülere de dikkat edin. Başkaları sizden iyi değil!

4- İçimizdeki dırdırcı: Başkalarının fikirlerini de sormam gerekiyor

Kendi fikirlerimiz nedense hiçbir zaman önemli değildir. Sık sık “Çevremdeki diğer insanlar bu konuda ne der” diye düşünürüz. Başkalarının fikrini almak güzel ama bu konuda çok da fazla bağımlı olmamalısınız.

Özgüveninizi kazanın: İçgüdülerim beni yarı yolda bırakmaz

Kendi içgüdülerinize güvenmelisiniz. Eğer siz bir kıyafeti kendinize yakıştırıyor ve onu giymek istiyorsanız, giyin. Diğerlerinin ne düşüneceğini umursamayın.

5- İçimizdeki dırdırcı: Mutlaka kötü bir şey olacak

Reklamlar

Bu tamamen beynimizde kurduğumuz, saçma bir düşünce. Diğerlerine göre olumsuz olan bir şeyi yapmamız, bunun ardından mutlaka kötü bir şeyler yaşayacağımız anlamına gelmiyor.

Özgüveninizi kazanın: Her şey olacağına varır

İyi düşünce, beraberinde her zaman iyi şeyler getirir. Bir şeye ’başaracağınıza inanarak’ başlıyorsanız, onun üzerinde daha fazla çaba sarf edeceğiniz için başarılı olabilme şansınız daha yüksek. Hayatta insanın karşısına her zaman sürprizler çıkabilir. Önemli olan şunu aklınıza getirmeniz: “Bu tür durumlar her zaman başıma gelebilir. Sonuçta bundan önce bir sürü sorunu halletmiştim. Bunu da halledebilirim.”

Özgüvenin temeli çocuklukta atılır

Psikolog Elvin Aydın (Acıbadem Kozyatağı Hastanesi)

Özgüven, kişinin çocukluğunda edindiği kendi içgüven temeliyle ilgili. Burada ebeveynin rolü büyük olduğu gibi, çocuğun da kendisine söylenenleri ya da yapılan davranışları nasıl yorumladığı büyük önem taşır. Bu konuda anne ve babaların üzerinde büyük sorumluluk olmasına rağmen, bazen çocuğun da kendi benliği, kendisine söylenenleri olduğundan daha olumsuz anlamasına ve kaydetmesine sebep olabilir. Böylelikle içselleştirilen yargılayıcı, sürekli eleştiren anne ve/veya baba, ileride kişinin kendisine karşı aşırı katı olmasına ve özgüveninin oluşmamasına sebep olabilir. Yapılacak şey, psikoterapinin güvenli ve yargılanmadan varolunabilen ortamında, kişiyi geçmişte yaşadıkları ve bu yaşadıklarını aslında ne şekilde yorumlamış olduğuyla yüzleştirmek. Bu şekilde bireylerin özgüveni artar ve bireyler attığı adımı bilen kişiler haline gelirler.

Neden özgüvensizliğimiz var?

Hayatta başarılı olmak için kendimize güven duymamız şart. Bu bizim aynı zamanda sosyalleşmemizin de anahtarı. Timaş Yayınevi’nden çıkan “Ansiklopedik Eğitim ve Psikoloji Rehberi” kitabının yazarı Ömer Baldık, özgüven eksikliğine neden olan durumları sekiz bölümde incelemiş.

1- Utangaçlık: Ne zaman birisi bize baksa, kendimizi hemen huzursuz hissederiz. Yoğun ilgi ve dikkat, insanın cesaretini kırabilir. Bu da bizde “Ya başarısız olursam” gibi korkular yaratır.

2- Kendini beğenmek: Kendine güvenle, kendini beğenmek sürekli birbirine karıştırılır. Oysa ikisinin arasında büyük fark var. Güven, insanın her durumda kendisine inanabileceğini bilmesidir. Kendini beğenmede ise, aslında özgüvenimiz eksik olsa da, çevremize özgüveni yüksek biri gibi gözükürüz.

3- Başarısızlık korkusu: Her insan başarılı olmak ister. Fakat sürekli ’başaramayacağım’ gibi bir duygunun içine hapsolursak, gerçekten de hiçbir zaman başarılı olamayız.

4- Alaya alınma korkusu: Hepimizin başına ara sıra gülünç durumlar gelebilir. Bu, herkesin bizi alaya alacağı anlamına gelmez. Önemli olan, gülüp geçebilmektir.

5- İncitilme korkusu: İçimizde çoğu zaman incitilme korkusu taşırız. Fakat bu düşünceyle, özgüven duygunuzu yitirirsiniz. İnsanların sizi kırmasından korkuyorsanız, bu sorununuzun üstesinden gelmelisiniz.

6- Reddedilme korkusu: “Onunla konuşmaktan korkuyorum. Çünkü benimle arkadaş olmayabilir” tarzındaki düşünceler, bizim içe kapanık bir hal almamıza neden olur. Başarılı ilişkiler içine giremeyiz.

7- Onaylanmama korkusu: Yaptığımız şeylerin toplum tarafından onaylanmaması gibi korkular yaşayabiliriz. Doğal olarak bu durum da özgüven eksikliğine neden olur.

8- İstenmeyen sonuçlarla karşılaşma korkusu: Bu korku yüzünden birçoğumuz riskli işlere bir türlü giremeyiz. Böyle bir duygu, özgüven eksikliği ve psikolojik sorun yaratır.

Kendinize olan güveninizi attırmanın 6 yolu

Uzun yıllardır kariyer koçluğu yapan Amerika’lı Linda Griffin, “Geçen
haftalarda iş dünyası ve hayat koçları için organize edilen bir profesyonel
gelişim konferansına katıldım. Tüm konuşmacılar farklı konulara değindiler
ve her birinin konuşma tarzı farklıydı. Kimi powerpoint slidelar kullanırken kim
elinde notları bile olmadan konuşmalarını yaptı.

Dinleyiciler arasında
otururken farkettim ki hepsinin ortak bir özelliği vardı. Her biri kendinden çok
emindi ve kendi alanlarında uzmanlar dı. Kendilerine olan güvenleri çok
güzel bir mesajı tercüme ediyordu ve dinleyicilerinin ilgisini çekip
dikkatlerini toplamalarını sağladı.”

Kendi işinize sahip olduğunuzda, devamlı rakipleriniz arasından sıyrılmanın
bir yolunu düşünür durursunuz. Bir çalışan ya da yönetici olarak bugüne kadar
yaptığınız işlere ve başarılarınıza CV’nizde nasıl yer verirseniz sizinle
aynı tecrübeye sahip diğer kişiler arasında öne çıkmayı başarabileceğinizi
düşünürsünüz.

İnanıyorum ki işin sırrı kendinize olan güveniniz ve niteliklerinizle
uzmanlığınızın şirketinize ve müşterilerinize kattığı değer.

Kendine güven, doğuştan gelen bir özellik değil. Ama kesinlikle
öğrenebileceğiniz bir özellik ve ne kadar pratik yaparsınız, kendinize olan
güveniniz okadar artacaktır.

Reklamlar

Dünyanın ilk ve en büyük kariyer sitesi Monster’dan daha kendine güvenir
olmanız- gözükmeniz-hissetmeniz için 6 öneri:

1- Hangi konularda en iyi olduğunuzu keşfedin ve bunu sermayeniz haline
getirin. Kendi mesleğiniz yada yapmakta olduğunuz işinizin bir alanında
uzmanlaşmaya karar verin.

2- Uzmanlık alanınızla ilgili bir konu gündeme geldiğinde, yerinizi alın ve
fikirlerinizi diğerleriyle paylaşın. Arkanıza yaslanıp diğerlerinin hangi yönü
seçeceğini beklemeyin.

3- Fikirlerinizi çekinerek ve özür dileyerek söylemeyin. Dik oturun yada
ayakta dik durun ve lafları ağzınızda fazla gevelemeden direkt konuşun.

4- Övgüleri nazikçe kabul edin. Çok çaba ve zaman sarf ederek tamamladığınız
projeler hakkında “ Kim olsa yapardı” gibi şeyler söylemeyin.

5- Hatalarınızı kabul edin. Yanlış bir karar aldığınızda, hatanızı kabullenip
bundan bir ders çıkarıp hayatınıza devam edin. Kötü şeylerin üzerinde fazla
durmayın.

6- Kendinize fazla güvenir gözükmeyin. Eğer stajyerseniz CEO pozisyonuna
başvurmanız için biraz daha tecrübe kazanmanız gerekiyor demektir.

Kendinize güvenir gözüktüğünüzde başkalarına da kendine güven konusunda ilham
verirsiniz ve başarılı olma yolunda ilerlersiniz.