Kategori arşivi: mutluluk

Şu “Yapmam gerekiyor” endişesini kafamızdan uzaklaştırmalıyız.


Kendimizi yarım hissetmeye çok kaptırdık. Kendimizi sürekli yetersiz hissetmemiz de bu yüzden. İyi bir iş, iyi bir aile kurmak, düzenli bir hayat, hepimizin tam olabilmek için kafamızda kurduğumuz illüzyonel kalıptan öte değil. Çünkü  herkes çalışırken mutlu olamaz, herkes evliyken huzuru bulamaz, heleki düzenli hayat bazılarımızı çileden bile çıkarabilir. Herkes birbirinden farklı olabilir. Farklı deneyimlerle hayata farklı bakış açılarıyla bakıyoruz. Şu “Yapmam gerekiyor” endişesini kafamızdan uzaklaştırmalıyız. Hayatımız boyunca “ne olmamız gerekirdi ne olduk?”mantalitesi ile yaşamamız kadar büyük bir zaman kaybı yoktur. Olan şey o anda her ne ise zaten olmakta. Bunun geçmişe dair kaygısı veya geleceğe dair vesvesesini yanımızda yük gibi taşımak bizleri sadece yaşamdan uzaklaştırır.

Şimdi bir kaç öneri:

1-Karar almayı öğrenin

Alacağınız karar her ne olursa olsun başkalarına danışmadan yapın.Başkalarınnı sizin hayatınız hakkında karar vermesi kadar saçma bir şey olamaz.Eğer kendi kararlarınızı kendiniz almazsanız onları sizin adınıza başkalarının alacağına tanık olacaksınız hayatınız hepten sarpa saracak.

2-Mutlu olmak sadece sizin elinizde:

Başkalarından mutluluk beklemeyin. Siz mutlu olmak istemiyorsanız sizi kimse mutlu edemez zaten. İnsan isterse güzel bir sözden de mutlu olur, isterse tonla kahkahanın içinde de kedere boğulur. Başkaları sadece mutlulukları paylaşmak içindir.Kendi duygularınızı başkaları yaratmış gibi davranmayın.

3-Onay Beklemeyin:

Başkalarının kararlarının kendi hayatımızda yeri olmadığı gibi onaylarının da bir değeri yoktur.Bizler kendi dünyalarımızın yaratıcılarıyız.O dünyayı bilmeyen birinden onay beklemek veya onay vermediğinde buna üzülmekten vazgeçmeliyiz.

4-Hata yapmaktan korkmayın:

Unutmayın hatalarımız başarılarımızdan daha değerlidir.Hatalarımız bizleri geliştirir, olgunlaştırır ve hayata bakış açımızı belirler.Hata yapmamak için kendimizi yormayalım.Hatalar keçınılmazdır ve onlarsız bir yere varamayız.

5-Cesaretli olun:

Risk alın. Kendinizi 5. kattan aşağı atmayın ama size deli demelerinden korkmayın. Hayattaki en büyük başarılar her zaman delilerin olmuştur.Kalıplarınızdan çizgilerinizden, monotonluklarınızdan kurtulmanın tek yolucesaretli olmak.Hayatınızı değiştirmekten korkmayın bırakın başkaları sizden korksun.

6-Hayır demekten kaçınmayın:

Şu vicdanımıza sıkı sıkıya sarılmayalım.Başkaları mutlu olacak diye kendimize eziyet etmeyelim.Herkes herşeyi unuturUnutmayınki siz “evet” dediklerinizle yaşamak zorunda kalırsınız.

7-Zayıflıklarınızı paylaşmayın:

insanlar zayıf bölgelere yumruk atmaya bayılırlar ve sizin dertlerinizi ağızlarında salya akarak dinlerler.Zayıf yönlerinizi ailenizle paylaşın ve başkalarına karşı ketum olun.

Alıntıdır.    

Sağlıklı yaşamanın 7 altın kuralı    

1- Duygularınızı anlatın

Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Zamanla, duyguların bastırılması ağır hastalıklara dönüşebilir. Diyalog, konuşmak ve anlatmak çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir.

2- Kararlı olun

Kararsız kişi güvensiz ve endişe içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır.
Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir.

3- Olduğunuzdan Farklı Yaşamayın

Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.

4- Kabullenin

Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. Eleştirileri kabullenin. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.

5- Çözümler Bulun

Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. Biz ne düşünüyorsak oyuz. Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.

6- Güvenin

Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Ne olursa olsun kendinize ve yaşama güvenin.

7- Hayatı Özgün Yaşayın.

Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığımıza güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir.
Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. Mutluluk sağlık ve terapidir.

Alıntıdır. Sağlıklı yaşam

Uykudan önce telefona bakmayın

Uykudan önce telefona bakmayın

Araştırma sonuçlarına göre, uykudan önce elektronik cihaz kullanmak, bildiğiniz gibi sadece uykuyu bozmakla kalmıyor, aynı zamanda uzun vadeli sağlık sorunlarına da yol açabiliyor.

Uyku saatiniz geldiğinde yatağa girseniz dahi kendinizi telefonunuzu son bir kez kontrol etmekten, sosyal medyadaki fotoğraflara bakmaktan alıkoyamıyor musunuz? Yanıtınız “evet” ise kendinize büyük zarar veriyorsunuz demektir. Yapılan araştırmada, 12 katılımcı iki hafta boyunca araştırma laboratuvarında kaldı ve teknolojik cihazlarla olan ilişkileri gözlemlendi. Katılımcılar beş gece boyunca uyumadan önce dört saat kesintisiz e-kitap okudular. Sonraki beş gece ise uykudan önce dört saat baskı şeklinde kitap okudular. Araştırmacılar her katılımcının uyku durumunu inceleme altına aldı. Burada katılımcıların uyku sürelerindeki değişim değil, uykularındaki değişim incelendi.
Melatonin seviyesini düşürüyor

Yatmadan önce ışık yayan cihazlar kullanmanın, uyku uyaran hormonu melatonin seviyesini düşürdüğü, sirkadiyen ritimleri geciktirdiği ve katılımcıların derin REM uykusu düzeylerinin zamanını düşürdüğü tespit edildi.Aynı zamanda telefon, tablet, bilgisayar gibi cihazları kullanmanın uyku saatinde uyanık kalmaya, sabah da bitkin uyanmaya yol açtığı belirlendi. Uzmanlar, bu cihazların, uyanınca daha agresif olmaya da neden olduğunu ortaya çıkardı.

Araştırma sonuçlarına göre, düşük melatonin seviyesi, meme, kolon ve prostat kanserleri riskini artırıyor. İyisi mi korkutucu sağlık sonuçlarından kaçınmak için uykudan önce baskı halindeki kitabınızı ve derginizi açın; televizyon, telefon, tablet ve bilgisayar gibi elektronik cihazlarınızı kapatın.

Can Sıkıntısı (Can Sıkıntısından Kurtulmak)

Her insanın zaman zaman içine düştüğü bir durumdur can sıkıntısı. Ruhunuz bir kapalı kutuya koyulmuş gibi hissedersiniz. Bu anlarda hiçbir şey yapmak istemez insan. Hiçbir şeyden zevk almazsınız. Normalde bile sizi eğlendiren şeyler zevk vermemeye başlar. Dışarı çıkmak istemezsiniz, kimseyle konuşmak istemezsiniz. Tabi bu biraz ağır halidir can sıkıntısının. Bu noktada dikkat etmek gerekir. Sık sık tekrarlanıyorsa can sıkıntısı kısmi depresyona dönüşmüş olabilir. İlerlemesi durumunda önlem almak gerekir. Bu önlen profesyonel, tıbbi yardımla olmalıdır. Çünkü bazı durumlarda kendi haline bırakıldığı zaman kişi farkında olmadan ilerleyip hastalığa dönüşme ihtimali dahi vardır.

Aslında bizim burada bahsetmeye çalıştığımız hemen hemen herkesin ara sıra yaşayabileceği rutin can sıkıntılarıdır. Öncelikle bunun sebeplerini iyi bilmek gerekir. Peki ne olabilir bu can sıkıntılarının sebepleri kısaca onlara bir göz atalım.

Can Sıkıntılarının Muhtemel Sebepleri

*Can sıkıntılarımızın sebeplerini çoğu zaman bilmeyiz yani sebepsiz canımız sıkılıyormuş gibi gelir insana. Fakat durum tam olarak böyle değildir. Can sıkıntısını tetikleyen temelde bazı unsurlar olabilir. Biz bunun farkında olmadığımız için sebepsiz can sıkıntısı gibi gelebilir bize.

*Can sıkıntımıza sebep olan en etken sebeplerden bir tanesi kaygılarımızdır. Bu her konuda olabilir. İşimiz ya da en çok kaygı duyulan şey olan gelecek kaygımız olabilir. Bunun yanı sıra birçok kişinin borç kaygısı olabilir. Borcumu nasıl ödeyeceğim, işimdeki sıkıntılar nasıl giderilecek, çocuklarımın geleceğini nasıl hazırlayacağım gibi. Yetişkinler için kaygılanılması gereken şeylerin çok olmasına karşın gençlerde kaygı derecesi daha yüksektir. Hemen hemen her şeyden kaygı duyabilir. Bu aslında kaygı duyulacak şeylerin çok olmasından değil, kişiliğin ve hayata bakış açısında düşüncelerin yeterince olgunlaşmamış olmasından kaynaklanır.

*Farkında olmadığımız sebeplerden bir tanesi de halen çözüme kavuşmamış olaylar ya da durumlardır. Örneğin sınava girmişsinizdir ve sonuç hayatınızı etkileyecektir veya bir iş görüşmesi yapmışsınızdır ve bunun sonucunu beklemektesinizdir. Bu süreç farkında olmasanız da bilinçaltınızı meşgul edecektir ve sizi günlük hayatta sebepsiz durgunluklara ve can sıkıntılarına sevkedecektir.

*Can sıkıntısına etken sebeplerden bir tanesi de ihtiyaçlarımızdır. Yaşam sürecinde her bireyin birçok ihtiyacı vardır. Bu sadece ekonomik anlamda değil tabii ki. Ekonomik ihtiyaçlar başta olmak üzere, sevilme ihtiyacı, toplumda kabul görme ihtiyacı, başarılı olma ihtiyacı gibi daha sayabileceğimiz sayısız ihtiyaçlar. Burda değinmek istediğim bir nokta daha var. Çağımızda bunalımların ve can sıkıntılarının artmasının sebebi de aslında bu ihtiyaçların artmasına dayanır.

*Çoğu kişide bulunmamakla beraber bir de genetik etkenler vardır. Kimi insanlar daha içine kapanık ve kaygı dereceleri yüksektir. Bu insanların yaşamlarında can sıkıntılarının daha fazla olduğunu gözlemleyebiliriz.

*Asosyal olmak. Fıtratta ister içine kapanık ister dışa dönük bir insan olsun eğer sosyal bir hayatımız yoksa, bütün günü yalnız geçiren bir insansanız, insanlarla az iletişim kuruyorsanız, ilgilendiğiniz bir hobi yada zaman zaman katıldığınız faaliyetler yoksa can sıkıntısına düşme ihtimaliniz çok daha fazladır.

*Bana göre en etken sebeplerden biri budur ki o da HEDEFSİZLİKTİR. Bu konuda çok araştırmalara rastlarsınız ve hep sonuç aynıdır. Hayattan zevk almayan insanların çoğunun bir hedefi yoktur. Bu göz ardı edilmemesi gereken önemli bir maddedir. Hatta birçok düşünür bu konuyu daha da ciddiye alıp hayatta hedefi olmayan insanların yaşamalarının bile anlamsız olduğunu söylemişlerdir. Hedef bir anlamda bir tutkudur. Tutkular sizi alıp götürür.

*Can sıkıntısına bir sebep de fazlaca boş vakittir. Yapacak fazla bir şeyi olmayan insanların sık sık can sıkıntısına düştüğünü görebilirsiniz.

Bütün bunla daha birçok madde eklenebilir ama bunlar sayabildiğimiz başlıca maddelerdir ki bunlar biz farkında olmasak da bizi can sıkıntısına sürükleyebilir. Şimdi gelelim işin en can alıcı kısmına. Peki, bu can sıkıntısından kurtulmanın yolları var mıdır? Bu anlarda ne yapılması gerekir? Şimdi de bunlara bir göz atalım.

Can Sıkıntısından Kurtulmak İçin Neler Yapılabilir?

*Dilerseniz öncelikle yukarda bahsettiğimiz sebepler üzerinden çözüme gidelim. En başta şunu belirlemeliyiz, eğer can sıkıntısı çok sık ve yüksek dozda yaşanıyorsa kısmi depresyona çevirme ihtimalini göz önünde bulundurarak bir profesyonele, doktora başvurmakta fayda var. Eğer rutin can sıkıntılarınız varsa tabi kendi kendinize bulacağınız çözümler de vardır. Bunları da aşağıda sıralamaya çalışacağım.

*Can sıkıntınıza sebep olan şeylere ulaşmaya çalışın. Canınızı neyin sıktığını bulabilirseniz belki onu ortadan kaldırarak bir rahatlama yaşayabilirsiniz.

*Kaygılarınızı ortadan kaldırmaya çalışın. Tabi kastettiğimiz şey umursamaz olun demek değildir. Kaygılarınıza sebep olan şeylere çözüm bulmak için uğraşın. Bu aslında gereksiz kaygılar da olabilir öncelikle bunu tespit edin. Gerekli bir kaygı ise onu çözüme kavuşturmaya çalışın ama gereksiz bir kaygı ise biraz rahat hissetmeye çalışın.

*Kafanızda çözüme kavuşmamış meseleleri bir kağıda maddeler halinde not alın. Örneğin bir arkadaşınızla yaşadığınız tartışma sonucu bir kırgınlık olabilir bu. Bütün buna benzer şeyler kafamızı sürekli meşgul eder. Bu maddeleri tek tek ortadan kaldırmaya çalışın. Her maddenin üzerine attığınız bir çizik göreceksiniz ki sizi daha mutlu ve rahat bir insan yapacaktır.

*İhtiyaçlarınızı azaltın. Can sıkıntılarınıza sebep olan en etken sebeplerden birinin de ihtiyaçlar olduğunu söylemiştik. Şundan şüpheniz olmasın ki ihtiyaçlar hiçbir zaman bitmeyecektir. Bu yüzden ihtiyaç duyduğunuz şeyleri azaltın. Her zaman daha az şeye ihtiyaç duyun. Örneğin akıllı telefon yerine normal bir telefonum olsa ne kaybederdim diye düşünün ve kendinizi buna motive edin. Daha az şeye ihtiyaç duymak daha fazla mutlu olmak demektir.

*Mutlaka sosyal bir insan olun. İnsanlarla iletişim kurum. Her an arayabileceğiniz biri, çıkıp gezebileceğiniz bir arkadaşınız olsun. Zaman zaman sosyal faaliyetlere katılın. Panellere, konferanslara katılın. Bu sizi hem mutlu edecek hem de ufkunuzu açacaktır.

*Hobileriniz olsun ve hobilerinize zaman ayırın. Her insanın yapmaktan zevk aldığı bir şey vardır. Bunu tespit edin ve hobilerinize yönelin. İşinizin dışında bununla meşgul olun.

*Her gün az da olsa mutlaka kitap okuyun. İnsanın yaşam şekli düşünce ve kişiliğiyle oluşur. Yani sizin sürekli canı sıkılan durgun bir insan olmanız aslında düşünce şekliniz ve kişiliğinizdir. Kitap okumak insan beynini ve kişiliğini geliştirir dolayısıyla kitap okuyarak sadece iyi düşünen bir birey olmanın yanı sıra daha mutlu ve nerde nasıl davranacağını bilen kişilikli bir insan olmanıza vesile olacaktır.

*Ruhunuzu besleyin. İnsan her türlü ihtiyacının peşinden koşarken ruhunu beslemeyi ihmal etmesi mutsuz bir insan olmasına sebep olmaktadır. Samimi bir kalple Allah’a bol bol dua edin. Ona güvenin ve tevekkül edin göreceksiniz huzura bir adım daha yaklaşacaksınız.

*Canınızın sıkılması demek aslında canınızın sıkılmasına vaktiniz var demektir. Daha önceki maddelerde de belirtmiştim aslında. Çok fazla vaktiniz varsa meşgul olacağınız bir şeylerle ilgilenin.
*Hayatta mutlaka bir hedefiniz olsun. Aslında bu madde bile tüm bunlara çözüm olabilir. Yukarda da dediğim gibi hedefiniz bir tutku haline dönüşmüşse o tutku sizi alıp götürecektir. Hedeflerinizin ve tutkularınızın peşinde koşun. Bunu yaparken canınız sıkılmaya vaktiniz bile olmayacak.

Bu hedef konusu o kadar önemli ki size bu konuda kısa bir hikâye anlatmak istiyorum. Bir kalın üç oğlu vardı ve ikisi neşeli capcanlı yaşamlarını sürdürürken bir tanesi içine kapanık ve hayattan zevk almıyordu. Kral oğlunun bu durumuna çok üzülüyordu. Ülkesindeki en bilge kişiye haber verdi ve durumu anlattı. Oğlunun bu durumuna bir çözüm bulmasını aksi takdirde hayatından olacağını söyledi. Bilge kişi günlerce düşündü ama bir çare bulamadı ve canını kurtarmak için ülkeyi terk etmeye karar verdi. Yolda bir çobanla karşılaştı. Onunla bir müddet sohbet etti ve çoban kendisinden bir süre koyunlarına göz kulak olmasını istedi. Matarasına su almayı unutmuştu ve su alıp gelene kadar koyu7nlarım sana emanet dedi. Bu sırada koyun yavrularından biri küçük bir uçurumun içine düştü. Ordan tek başına çıkması mümkün değildi. Bilge tedirgin oldu, çünkü çobana söz vermişti ve emanete hıyanet edemezdi. Uçurumdan aşağı indi, kuruyu sırtına bağladı ve yukarı çıkmaya çalıştı. İlk denemeleri başarısız olmuştu. Ama çıkmalıydı. Can havliyle o kadar uğraştı ki sonunda yukarı tırmanmayı başardı. Üzerindeki sorumluluk birden kalkmış ve huzur bulmuştu. İşte o an kafasında şimşekler çaktı. Hemen geri dönüp kralın yanına gitti. Kralım dedi, oğlunuzun bu durumuna tek çare hayatta bir amacının, hedefinin olmasıdır dedi. Ona bir amaç ve sorumluluk veriniz ki hayatını ona adasın. Bakın o zaman canı sıkılmaya vakti bile olmayacak.

Hayatta bunun örneklerini hepimiz görürüz. Hayatta bir idealiniz varsa küçük şeyleri dert etmez ve büyük düşünürsünüz. Hayalperest olmayın ama Kaf Dağının arkasını düşünürseniz ayağınıza takılan küçük çakıl taşlarını umursamazsınız.

Can sıkıntısız, huzurlu bir hayat dileğiyle…

Abdulkadir Avcı